Tenebron - Bölüm 21 (MELAKOLNA)
Ayak parmaklarından saç uçlarına kadar ürperdiğini hissetti. Yılankavi vücudu, urganı andıran siyah kalın saçları ve birer dipsiz kuyuymuş gibi duran gözleri, ona bakıyordu. Bedeninden sarkan uzuvlar, küçük adamı adeta ağırlığı yokmuş gibi havada taşırken, görüntü öylesine acayipti ki, Daimar en ufak bir harekette dahi bulunamadı. Kadın, Tüysüz’ü yavaşça yere bırakarak Daimar’a doğru yürümeye başladı. Bir ayağını diğerinin önüne her atışta havada küçük helezonlar oluşuyordu. Daimar, karşısında ulu diyarlardan çıkıp gelmiş bir kraliçe görüyordu. Şimdi ona baktığında bu daha netti. Bakılmaya kıyılamayacak kadar güzel, uğrana ölüm çukurlarına atlanılacak kadar, saf ve naif. Bir bedel olmalıydı. Onu görüp, böyle ışıklı bir günde ona denk gelmek, kaç kişiye nasip olmuştu? İşte geliyordu. Zarif ve ay gibi parlayan teni dalgalanıyordu. Şimdi hüzünlü bakıyordu, Daimar utandı. Hemen bir şeyler yapması gerekti. Derhal kendini affettirmeli, gerekirse onun elinden ölü...